Washington ve Tahran hattında yürütülen diplomatik temasların tıkanması ve ABD yönetiminin geçici ateşkes süresini uzatmama kararı, Orta Doğu'daki stratejik dengeleri yeniden hareketlendirdi. 17 Haziran'da taraflar arasında sağlanan mutabakat çerçevesinde tanınan 60 günlük müzakere süresi resmi olarak dolarken, Tahran yönetimi ordunun askeri pozisyonunu "tam taarruz" seviyesine yükselttiğini bildirdi.
İran'ın nükleer faaliyetleri ve ABD yaptırımlarının kaldırılmasını hedefleyen kapsamlı barış görüşmelerinin durması, özellikle küresel enerji ticaretinin merkezinde yer alan Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer güvenliğini doğrudan etkiliyor. ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta gerçekleştirdiği saldırılarla başlayan çatışma ortamı, müzakerelerin kilitlenmesiyle birlikte daha geniş bir zamana yayılma riski taşıyor.
Uluslararası basına açıklamalarda bulunan üst düzey bir İranlı yetkili, bölgedeki tırmanma ihtimaline karşı ilgili tüm kurumların teyakkuzda durduğunu belirtti. Yetkili, diplomasinin tamamen tükenmesi senaryosunda Tahran'ın, ABD'nin deniz ablukasını kırmak amacıyla "zamanında ve hassas" bir askeri müdahalede bulunmaya hazır olduğunu ifade etti.




